2008 Ekim : RC Türkiyenin Magazin Portalı|magazin, magazin haberleri, Ünlüler, Fan club, Fotoğraf, Video, Röpörtaj, Mankenler, Tv Programları



Süreyya Yalçın İlk Kez Konuştu !!!…

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

3 ay önce evlendiği Önder Bekensir ile aralarına kedi girdiği söylenen Süreyya Yalçın ilk kez konuştu

Sosyetik güzel Süreyya Yalçın, ikinci evliliğinde sorun yaşıyor. Yalçın’ın, 3 ay önce evlendiği eşi Bekensir’in cep telefonuna eski sevgilisi Courtney Jacobs’dan gelen aşk mesajlarını yakaladığı ve bu yüzden boşanma kararı aldığı iddia edilmişti. Önder Bekensir bu iddiaları yalanlayarak “Eşimle aşkımız devam ediyor. Boşanmayı düşünmüyoruz. Eski sevgilimle mesajlaştığım da doğru değil. Süreyya’nın benim telefonumda böyle bir mesaj yakaladığı doğru değil” demişti. Eşinin bu açıklaması üzerine Süreyya Yalçın sessizliğini ilk kez şu sözler bozdu: “Önder ile evlerimizi ayırdık. 5-6 gündür birbirimizi hiç görmüyoruz. Telefonla bile görüşmüyoruz. Benim biraz kendimle kalmam gerekiyor. Onun cep telefonuna gelen mesajlarını yakaladığım doğru. Böyle bir mesaj yakalayan kadın her ne hissederse ben de aynısını hissettim. Benim de içim acıdı. Evimden bile çıkmıyorum. Bir tek abimle yemeğe çıktık. Yeniden deneme söz konusu olabilir mi bilmiyorum. Her şey 1 hafta içinde netleşir. Ya boşanırız ya da devam ederiz. Bir hafta içinde kararımı vereceğim daha fazla uzatmayacağım.”

İtalyan Sevgilisi ile Düet Yapacak

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

Albüm çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren manken Tuğba Özay, ”Armoni” adlı şarkısında İtalyan sevgilisiyle düet yapacak! Özay, sözleri kendisine ait şarkı için düet teklifinin sevgilisinden geldiğini söyledi!

TUĞBA ÖZAY FOTOĞRAF GALERİSİ İÇİN TIKLAYINIZ

Müjde Ar Noktayı Koydu !!!…

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

Bunlarınkini kökten kesmek lazım! Son dönemde yaşanan taciz ve tecavüz olayları Müjde Ar’ı isyan ettirdi.

14 yaşındaki bir kıza ‘cinsel istismar’ suçlamasıyla tutuklanan ve bir kaç gün önce tahliye edilen yazar Hüseyin Üzmez’e tepki gösteren Müjde Ar, program sırasında kendisini tutamadı.

İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun, 14 yaşındaki kız çocuğu için “beden ve ruh sağlığının bozulmadığı” yönünde verdiği rapora da tepki gösteren Müjde Ar, “O adamın suratından belli, o Hüseyin Üzmez’in” diye konuştu.

Ar, Üzmez’in pedofili hastası olmadığı sözlerine “Ne değil yahu?! Bayağı pedofili hastası. Raporu niye kızcağıza almışlar da buna almamışlar. Ne olduğunu öğrenseydik. Adli Tıp Kurumu’na hiç bir güvenim kalmadı. İnanılmaz bir kepazelik. 14 yaşında ergenleşmemiş bir insan, hemen ‘Gel çocuğum gel’ diyorlar. Kaşına gözüne bakıyorlar. ‘Bunda hiç bir travma yok, hadi güle güle’, ver raporu! Yahu o travma ömür boyu çıkacak o çocuktan. Böyle bir vicdansızlık olur mu? Bu raporu veren doktorun hiç mi evladı yok, hiç mi vicdanı yok? Ne acayip şey bu yahu?” dedi.

SANKİ KARPUZ ALMAYA GİTMİŞLER

Ar, tahliye olduktan sonra Üzmez’in eşiyle birlikte kameralara yansıyan görüntüleri için de “Adam çıktı hapisten, yanında karısı. Sanki karpuz almaya gitmişler gibi duruyorlar! Ne pişkinlik kardeşim! Sen ne biçim kadınsın, ne acayip şeysin!” diye eleştiride blundu.

Müjde Ar, “Bunu yatırmayacakları belli oldu işte. Adam ya deli, ya pedofili hastası, bir şey yani. Delilikten de yırtmasın da. İnanılır gibi değil!” diyerek konuşmasını sürdürdü.

Hiihh biz yandık!

Yine son günlerin çok konuşulan ‘Kasklı Sapık’ olarak manşetlerde yer alan Opera sanatçısı Şahin Ö.’nün tecavüz iddialarıyla tutuklanması olayına da sert tepki veren Müjde Ar, “O da kafasını öne eğiyor, gözükmesin diye. Her yerde çarşaf çarşaf resmi var. ‘Operadaki Hayalet’ diyorduk şimdi ‘Operadaki Sapık’ oldu. Korkunç!” yorumunu yaptı.

Pınar Kür, olayın bir başka boyutuna dikkat çekmek için Şahin Ö.’nün 2001 yılında tecavüzden mahkemeye verilip beraat ettiğini ve beraat sebebinin de ‘tecavüz ettiği öne sürülen okul arkadaşının bakire olmamasının beraat gerekçeleri arasında olmaması” kararını okuması üzerine Müjde Ar “Hiiihhh biz yandık!” ifadesini kullandı.

Kesip atıyorlar mı?

Program sırasında pedofili hastalarıyla ilgili bilgiler veren Çiğdem Anad, pedofilinin tedavisinin olmadığını ve İnsanca Yaşam Derneği’nin pedofili hastalarının hadım edilmesi düşüncesini gündeme getirdi.

Hollanda, Danimarka ve Amerika’daki bazı eyaletlerin bunu uyguladığı konuşmaları sırasında Müjde Ar, “Hadım etmek tam nedir? Kesip atıyorlar mı?” diye sordu. Anad, “Evet, zaten durması bir işe yaramıyor. Sonuçta adam tecavüz ediyor” şeklinde konuştu.

Bu arada konuşmaları dinleyen Aysun Kayacı, herkesin bir an susmasına neden olan bir fikir öne sürdü! “Bekaret kemeri gibi bir şey taksalar”. Bu sözler üzerine Pınar Kür, “Kim takacak? Biz mi takacağız, nolur nolmaz diye?” sözleriyle şaşkınlığını dile getirdi. Aysun Kayacı ise “Adam sadece çişini yapabilse mesela!”

Lafa giren Çiğdem Anad, “Kesse de herhalde çişini yapar” dedi. Pınar Kür ise stüdyodakilerin gülüşmeleri arasında “Onu kesmiyor, hay Allahım Yarabbim!” diyerek ne söyleyeceğini şaşırdı ve şöyle devam etti: “Saraydaki hadım ağaları yok mu zannediyorsunuz, var. Ama fonksiyonu yok ediliyor. Yani adamın idrar yapması engellenmiyor” açıklanmasını yapma gereği duydu.

Konuşmaya son noktayı ise yine Müjde Ar koydu: “Ama bence bunlarınkini kökten kesmek lazım!”

(televizyongazetesi)

Courtney Değil Irmak * Foto Galeri

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

RapidCapture Magazin Haberleri

RapidCapture Magazin Haberleri

Önder Bekensir, önceki akşam da bir gece kulübünde Irmak Ünal’la öpüşürken görüldü


Eski sevgilisi Courtney Jacobs yüzünden Süreyya Yalçın’la evliliği bitme noktasına gelen Önder Bekensir, yeni bir kriz daha yarattı! Bekensir, önceki akşam da bir gece kulübünde Irmak Ünal’la öpüşürken görüldü.
Son kaçamakta yakalandı
Sadece üç aydır evli olan Süreyya Yalçın-Önder Bekensir çiftinin evinde kriz bitmiyor. Birkaç gün önce Yalçın’ın, telefonunda eski sevgilisi Courtney Jacobs’un mesajlarını gördüğü için eşinden boşanma kararı aldığı iddia edilmişti.

Bu iddialara “Her evlilikte olduğu gibi bizim de problemlerimiz var, ama bunlar eski sevgilimle mesajlaşmamdan kaynaklanmıyor” diye yanıt veren Bekensir, sürpriz bir isimle yaşadığı kaçamakta ise yakayı ele verdi.

Kulüp ortasında öpüştüler

Önder Bekensir, geçtiğimiz çarşamba akşamı Etiler Şamdan’da Irmak Ünal’la sarmaş dolaş eğlenirken görüldü. Meraklı bakışlara aldırmayan ikili gayet rahat hareket ediyordu. Emre Karabacak’la ilişkisi, Karabacak’ın ailesi onay vermediği için biten Ünal ve üç aylık damat Bekensir, o kalabalık içinde öpüşmekten bile çekinmedi. Bu arada söz konusu kaçamak, mekandaki birinin telefonuyla birkaç dakika içinde Süreyya Yalçın’ın da kulağına gitti. Olanları duyan Yalçın, gözyaşlarına boğuldu.

Önder Bekensir, eski sevgilisi Courtney Jacobs ile mesajlaştığı için evliliğinin tehlikeye girdiği iddialarına şu yanıtı vermişti: “Süreyya ile aşkımız aynı yoğunlukta devam ediyor. Boşanma seviyesine varacak bir sorun yaşamıyoruz. Bu problem iddia edildiği gibi eski sevgilimle mesajlaşmamdan da kaynaklanmıyor. Karımdan ayrılsam bile gidip onunla beraber olmam.”

TÜM FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

Yuvayı Yıkan Deniz Değil

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

RapidCapture Magazin Haberleri

RapidCapture Magazin Haberleri

HÜSNÜ ŞENLENDİRİCİ, DENİZ SEKİ’DEN ÖNCE BİR BAŞKASIYLA ROMANLARA KONU OLAN BÜYÜK AŞK YAŞAMIŞ.

Sabah’ın eki olan ‘buzz’ dergisinin haberine göre; 2004 yılında piyasaya çıkan ‘Güllerim Açtı Seni Görünce’ romanında bahsedilen aşkın asıl kahramanlarının, kitabın yazarı Hande Özcan ile Hüsnü Şenlendirici olduğu yıllar sonra fotoğraflarla birlikte ortaya çıktı.

Bundan dört yıl önce piyasaya sessiz sedasız bir aşk romanı çıktı. Bu, Hande Özcan’ın ‘Güllerim Açtı Seni Görünce’ romanıydı. Suna adlı genç bir kızın şöhret kapısının eşiğindeki Salih Çaloyna adlı klarnet virtüözüne duyduğu yoğun aşkı anlatıyordu. Yazar, kitabın tanıtım toplantısına ünlü bir modacının hazırladığı eteği sarı güllerle donatılmış sıradışı kostümle katılmış, yanındaki gözleri maskeli klarnetçi ile merak uyandırılmak istenmişti.

Kitap baskıya girmeden hemen önce isimler ve mekanlar değiştirildi. Aslında aşık kız Suna, kitabın yazarı Hande Özcan’ın ta kendisiydi. Suna’nın önce albümden klarnet çalışını dinleyip tutulduğu, sonra peşine düşerek gördüğünde vurulduğu evli klarnetçi Salih Çaloyna ise Hüsnü Şenlendirici’ydi. Evet Deniz Seki ile aşkı gündemden düşmeyen Hüsnü Şenlendirici…

Ondan önce Ece Gürsel ile ilişkisi konuşulmuş, iki çocuğunun annesi olan eşi Nazire Şenlendirici’nin her durumda kabul ettiği Hüsnü Şenlendirici… Deniz Seki’nin Sahici albümündeki tüm şarkıları yazmasına neden olan Hüsnü Şenlendirici, meğer kendine duyulan aşkla Hande Özcan’a da kitap yazdırmış. Bir büyük aşk yaşanmış. Hande Özcan bu aşkı kitap yapmakla kalmamış öte yandan çok özel fotoğraflarla aşkın günlüğünü de kayıt altına almış. Bu fotoğraflara ve notlara bakınca ikilinin, Şenlendirici’nin Bergama’da yaşayan annesini ziyarete gittiğini, Laço Tayfa grubunun günlerce süren Anadolu ve Avrupa turnesinde her an birlikte olduklarını, yani diğer müzisyenlerin de bu aşka tanıklık ettiklerini görüyorsunuz. Bir diğer ilginç durum ise Hande Özcan’ın kendilerini yeni evli bir çift gibi gördüğünü ima eden satırlar… Kimbilir belki de o günlerde kendi aralarında resmi olmayan bir tören gerçekleştirdiler.

Gelelim 2003 yılında yaşanmış aşkın romandaki başlangıç öyküsüne… Romandaki kahraman Suna (Hande Özcan), arkadaşının ısrarıyla dinlediği CD’de büyülü klarnet sesine tutulduğu Salih’i (Hüsnü Şenlendirici) görmek için Beyoğlu’ndaki bir mekana onu izlemeye gidiyor. Orada sadece göz göze geliyorlar. Daha sonra imza gününde Salih’in yanına gidiyor ve yazdığı bir mektubu ona verip kaçıyor. Salih peşinden gitse de bulamıyor bu esrarengiz mektuptaki güçlü satırların yazarını… İkilinin tanışması ancak üçüncü karşılaşmalarında mümkün oluyor. Bir konserde tesadüfen yanyana düşüyor ve nihayet tanışıyorlar.

Salih onu çok aradığını ve merak ettiğini itiraf edip ertesi günkü konserine davet ediyor. Suna’nın çok sevdiğini öğrendiği Kütahya’nın Pınarları’nı gözlerinin içine bakarak çalacağını söyleyerek. Ve romandaki aşk hikayesi böylece başlıyor. İşte kitaptan bazı satırlar:

‘O klarneti üzerine üflediğim kadın kurtulamaz benden, aşkımdan kaçamaz.’

‘…sanki sizinle konuşacak şeylerimiz varmış gibi geliyor. Sizinle sohbet etmek isterdim. Size numaramı versem boş bir vaktinizde arar mısınız beni, buluşup bir çay falan içsek, konuşuruz biraz hem ne dersiniz?’ ‘…Memnun olurum bir gün uzun uzun konuşalım bakalım neler çıkacak o tozlu kutudan.’

‘AKILLIYSAN BENDEN KAÇ’

‘…Bak akıllıysan kaç. Ben kaçamam. Ben senin kadar akıllı ve becerikli değilim. Ben kaçamam beceremem…’

… Suna kaçamadı. Kaçamazdı, yaşamayı her zaman yaşamamaya tercih etmişti. Böylesi bir ruh tapınmasını nasıl geri çevirebilirdi… Ama bunu o an söylemedi Salih’e, kendisi de bilmiyordu çünkü. Sadece sarıldılar birbirlerine. Ensesinin, boynunun, teninin kokusunu ilk kez içine çekiyordu, ilk kez bu kadar kuytulara giriyordu, ilk kez bu kadar yaklaşıyordu etine onun. Tüm vücudu karıncalanmıştı ama istediği sadece koklamaktı…

Zaman zaman gelin arabası gibi süslenen cipiyle dolaşırlar Ortaköy sokaklarında zaman zaman Salih’in ailesi Bigadiç’e gittiği için onu evinde ağırlayarak güzel günler geçirdiler. ‘Kocam olarak evimde, yatağımda, koynumda geçirdiğin o dünyalar güzeli 6 günün sonunda içtiğin son sigara izmariti söndürdüğün gibi duruyor küllükte atamıyorum.’

‘Sana bir şey söylemem lazım dedi oğlan kıza: İnsan hayatının her devresinde aşık olabilir. Hatta aynı anda birden fazla kişiye bile aşık olabilir. Ama hayatta ne olursa olsun, eğer bir gün sen hayatımda olmazsan ben bir daha asla aşık olmayacağım. Bu iş senle bitecek. Ben senden sonra bir daha kalbimi
kullanmayacağım …’

ARALARINA BAŞKASI GİRİYOR

Bitmez sanılan bu büyük aşkta birden sona geliniyor. Sebepse başka bir kadın. Çisem, müzik dünyasında şansnı denemek üzere iki üç şarkılık demo kayıtlar hazırlamak isteyen yüzlerce şöhret adayından sadece biridir…

Çisem, Salih’in gün boyunca telefonlarda konuştuğu milyonlarca iş arkadaşından sadece biri olarak ortaya ilk çıktığında Suna’yı hiç rahatsız etmez… Ancak Suna’ya bir arkadaşı Salih ile Çisem’in yakınlığının derin boyutunu fısıldadığında ayrılıkları bu yüzden olur.. Uzun süre konuşmayan Suna telefonlarına da çıkmayan Salih’i bir anda silmeye karar verir. Telefonunu kapatıp yurtdışına çıkar..

Görünüşe bakılırsa Deniz Seki ile olan beraberliğinin medyaya yansıması sonrası çatırdadığı söylenen Nazire-Hüsnü Şenlendirici evliliği, bundan önce bir kaç kez daha sallantı yaşamış. Gerek Hande Özcan gerek Ece Gürsel Hüsnü Şenlendirici’nin evliliğinde yaşadığı duygusal boşluğu doldurmaya yetmemiş gibi duruyor. Şimdilerde Deniz Seki ile çok mutlu olduğunu dile getiren Şenlendirici’nin, eşi Nazire Hanım ile evliliği de resmi olarak devam ediyor. Şenlendirici’nin hayatı aslında hep çok karışık ve karmaşıkmış anlayacağınız…

Sevişeceğiz Diye Sarımsak Yemedik

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

RapidCapture Magazin Haberleri

RapidCapture Magazin Haberleri

SON DÖNEMDE YILDIZI PARLAYAN HATİCE ASLAN ÜÇ MAYMUN FİLMİNDE SEVİŞME SAHNESİNİ NASIL ÇEKTİKLERİNİ ANLATTI!

3 Maymun filminde Yavuz Bingöl ile yakınlaştığı sahneye açıklık getiren Hatice Aslan ‘O sahne de Yavuz da, ben de çok rahattık. Herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Tabii ki bir gün öncesinden soğan, sarmısak yemedik. Oyuncuların bu tür yakınlaşma sahnelerinde dikkatli olması lazım. O sahnede kendimi teslim ettiğim kişi yönetmen Nuri Bilge Ceylan’dı, başkası değil. Tek şikayetim; ortamın çok feci sıcak olmasıydı. Çünkü Nuri cereyanda kalınca boynu tutulduğu için kapıları, pencereleri ve klimayı kapattık. Orada sevişen ben değildim, Hacer’di’ dedi.

Hande Yener’in Oğlu 18 Yaşında

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

RapidCapture Magazin Haberleri

RapidCapture Magazin Haberleri

HANDE YENERİN OĞLU ÇAĞIN 18. YAŞ GÜNÜNÜ NİŞANTAŞI’NDA BİR MEKANDA ARKADAŞLARIYLA KUTLADI

HANDE Yener, 18 yaşına giren oğlu Çağın Yener için Nişantaşı’nda bir mekanda doğum günü partisi düzenledi. Mekanda çok kalmayan ve oğlunun arkadaşlarıyla birlikte rahatça eğlenebilmesi için mekanı erken terk eden Yener, çıkışta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Çağın’ın artık 18 yaşında olduğu belirten Yener, ‘O artık kocaman adam oldu. Arkadaşlarıyla içeride rahatça eğlenebilmesi için biz büyükler olarak erkenden çıktık’ dedi…

Zor Şeyler Yaşıyorum - ( Çiğdem Aydın /Madame Figaro )

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

RapidCapture Magazin Haberleri

RapidCapture Magazin Haberleri

Bergüzar Korel, “Bu dünya dışarıdan göründüğü gibi değil. Zor şeyler yaşıyor insan” dedi..

Hayatım göründüğü gibi değil, zor şeyler yaşıyorum

Binbir Gece dizisiyle yıldızı parlayan Bergüzar Korel, Madame Figaro dergisine verdiği röportajında şöhretin ağır yükü yüzünden zor günler yaşadığını dile getirdi: “Bu röportajı okuyanlar ‘Aman canım, ne yaşıyorsun ki. Şımarıklık yapıyorsun. Ünlüsün, para kazanıyorsun, imrenerek bakılan bir iştesin’ diye düşünebilirler. Ama bu dünya dışarıdan göründüğü gibi değil. Zor şeyler yaşıyor insan.”

Ekrandan çok daha ağır, olgun ve biraz da soğuk bir görüntü veriyorsunuz. Oysa hiç de öyle biri değilsiniz… Mesafeli durmak bir çeşit kalkan mı sizin için?

- Normal hayatımda böyle biriyim; çok konuşan, çok gülen, biraz maskülen… Ama üç yıldır “Binbir Gece”de benden çok uzak olan, Şehrazat rolünü oynuyorum. Becermeye çalıştığım, belki zaman zaman tökezlediğim, zor bir rol. Bu rol dışında insanlar beni magazin programlarında görüyor. Biraz fazla güldüğümde ya da vücut dilimi biraz fazla kullandığımda bu programlarda “Şehrazat dağıttı” altyazıları ile görüntülerimi veriyorlar. Sanırım ben de hem oynadığım karaktere gelmesin diye hem de çok iyi tanımadığım insanların yanında rahat olamadığım için böyle bir kalkan geliştirdim.

Daha önce “Kurtlar Vadisi Irak” filminde oynadınız. Ama magazinin sizi keşfi “Binbir Gece” dizisi ile oldu…

- “Binbir Gece” her hafta insanların evine giren bir proje. Böyle bir dizide oynayınca, magazinciler de kapılardan içeri girmeye kendilerinde hak gördüler. Sonuçta konservatuvarda okumaya başlayınca bu işle geçimimi sağlayabilmek için, bir şekilde bir dizide oynamam gerektiğini biliyordum. Başıma neler geleceğini en başından tahmin ediyordum ama bu kadar abartacaklarını düşünmemiştim.

Magazincilere kızıyor musunuz?

- Gece çalışan magazinci arkadaşlarla hiçbir problemim yok. Beni tanıyorlar, seviyorlar, saygı duyuyorlar. Bir soru sorulduğu zaman ters cevap vermeyeceğimi biliyorlar. Benim derdim yalan haber yapılması. Çünkü bu, insanın çok canını acıtıyor. Fotoğrafınızı çekip magazin programlarına yollayan, muhbir gibi insanlar var.

Başınıza böyle bir olay geldi mi?

- İlgilerini, sevgilerini göstermek için yanıma gelen, öpmek, imza almak, fotoğraf çektirmek isteyen insanları hiçbir zaman geri çevirmem. Ama yazın yanıma bir bayan geldi, yanında da küçük çocuğu vardı. Fotoğraf çektirmek istedi. Dalgınlığıma gelmiş, bikiniyle çektirmişim fotoğrafı. Sonradan öğrendim ki bu kadın, oradaki magazin muhabirine gidiyor ve “Bergüzar Korel’in elimde bikini fotoğrafı var, size vereyim mi” diyor. Bu olay beni çok şaşırttı.

BU CAMİADAN ARKADAŞIM YOK

İçinde bulunduğunuz camiadan yakın arkadaşlarınız var mı?

- Yanlış anlaşılmak istemiyorum ama bu camiadan çok fazla arkadaşım yok. Hatta hiç yok diyebilirim. Hayatıma sokacağım insanları çok dikkatli seçiyorum.

Annenizle birlikte mi yaşıyorsunuz?

- Ayrı yaşıyoruz ama evlerimiz çok yakın ve çok sık görüşüyoruz. Son olaylar yüzünden bu aralar hayatım çok zordu. Bir gün annemle kahvaltı ederken annem “Yeter artık Bergüzar, sonunda ölüm yok ki. Bunu en iyi senin bilmen lazım, çünkü babanı kaybettin” dedi. Bu konuşmadan sonra “Evet, sonunda sonunda ölüm yok” demeye başladım. Belki bu röportajı okuyan insanlar “Aman canım, ne yaşıyorsun ki. Şımarıklık yapıyorsun. Ünlüsün, para kazanıyorsun, insanların imrenerek baktığı bir iştesin” diye düşünüyor olabilirler. Ama derler ya “Bu dünya dışarıdan göründüğü gibi değil.” Gerçekten öyle. Benim dünyam zaten bu dünya değil ama yine de zor şeyler yaşıyor insan.

Sizin fotoğrafçılığa da ilginiz var?

- Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Özellikle de portre… Beni mekanlardan çok insanlar ilgilendiriyor. Selda Başkaya, çok genç ve başarılı bir fotoğrafçı. Benimle de gerçekten ilgileniyor. Ama öyle sergi filan açacak durumda değilim. Belki ileride olabilir.

Modayla nasıl bir ilişkiniz var? Stilinizi nasıl tarif edersiniz?

- Spor giyinmekten, bol bol kıyafetler giymekten hoşlanıyorum. Uzun elbiseleri ve şalları çok severim. Spor da giyinsem mutlaka bir şal olur boynumda. Dizide çok ağır giyindiğim için günlük hayatımda olabildiğince rahat giyinmeye çalışıyorum.

Spor yapıyor musunuz?

- Bir süredir ara vermiştim, şimdi yeniden başladım. Kickboks yapıyorum. Hocam hem çok eski bir arkadaşım hem de Türkiye’de gerçekten çok iyi bir hoca ve dövüşçü olan Burak Kara. Öyle hamster gibi bir bandın üstünde koşmayı sevmiyorum. Kickboks hem çok eğlenceli hem de saatlerce sürmüyor. Ringde en fazla yarım saat kalıyorsun ve gayet iyi kalori harcıyorsun.

En sevdiğiniz yemek hangisi?

- Boğazıma düşkünüm, yemek yemeyi seviyorum. En sevdiğim yemek mercimek…

Bir sinema filminde daha yer almayı istiyor musunuz? Gerçi şu aralar dizi yüzünden zamanınız da yoktur ama…

- Herkes böyle düşünüyor. Bu yüzden de bana teklif sunmuyorlar. Ama atık dizi oturduğu için kaymayan ve düzenli bir programım var. Bu yüzden bir sinema filmine ya da bir tiyatro oyununa zaman ayırabilirim. Yeni bir karakter yaratmak istiyorum, buna çok açım. İçimde o kadar çok duygu, çıkarmak istediğim renk var ki. Şu an başka bir karakter oynamamın tam zamanı.

Bundan sonra nasıl bir karakteri canlandırmak istiyorsunuz?

- Şehrazat’a çok zıt, “Aaa, bu kız Şehrazat’ı mı oynamıştı?” dedirtecek bir karakteri. Bunu tiyatroda yapabilmem çok kolay çünkü sahnede çok özgürüm.

Sinemada hangi yönetmenlerle çalışmak istersiniz?

- Serdar Akar’la çalışmak benim için çok güzeldi. Bundan sonrasında da Fatih Akın, Ferzan Özpetek ve Zeki Demirkubuz’la çalışmak isterim.

Ölümü çok yakından gördüm

Seyahat etmeyi seviyor musunuz?

- Seyahat etmek istiyorum, kimsenin beni tanımadığı bir yere gidip dolaşmak çok eğlenceli. Ama uçağa binmekten nefret ediyorum. Mecbur kaldığımda uçağa biniyorum ya, bana bakan hiç kimse uçaktan korktuğumu anlayamaz. Ama indiğim zaman ömrümden 10 sene gidiyor. Ölmekten değil ama kalp krizi geçirmekten korkuyorum. Demirden yapılmış bir aletin içinde havada uçuyor olmak fikrini beynim kabul etmiyor.

Belki de bunun altında ölüm korkusu yatıyordur?

- Olabilir. Ardı ardına aile büyüklerini kaybettim. Ölümü çok yakından gördüm.

Çiğdem Aydın /Madame Figaro

”MUSTAFA” Filmine Tepkili

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe; Can Dündar’ın “Mustafa” isimli belgesel filmini eleştirdi…

Atatürk’ün alkol ve sigara bağımlısı gibi gösterildiğini söyleyen Adatepe; “6 yaşındaydım ama herşeyi çok iyi hatırlıyorum. Son zamanlarda doktoru ona içme deyince oda harfiyen buna uydu. Ben beyaz perdede Devamını oku

2.RC Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu !!!…

31 Ekim 2008 Yazan Eren Yıldız  
Kategori Türk Magazin

2.RC Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu !!!...

2.RC Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu !!!...

2.’Sİ DÜZENLENEN RAPİDCAPTURE.COM OSCAR ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU KAZANAN ARKADAŞLARIMIZI TEBRİK EDERİZ
İŞTE KAZANAN ADAYLARIMIZ Devamını oku